Wednesday, August 27, 2003

insanların kafasını patlatabilirim ama belki dudaklarını patlatmak daha etkili iş görür..
ne kolay bahsediyolar özlem'den, lanet'ten.
kafalarının kırılmasını hakEdiyolar, cidden.

Monday, August 25, 2003

bad alarm

not false
this time.

Saturday, August 16, 2003

"topuzumu yaptım.çıplak ayaklarımla çıktım dışarıya.toprağa değmek..sana değmek.ruhuma değmek.
senden çaldığım bi değnek..
i (once upon a time) had dreams.not to tell.
so
where do you hide my wand
now?
damlalar ufak başladı.gecenin rengine lacivert kadar kahverengi var.
ve yağmur sesi.
üzerime dökülen sadece göğün akıttığı değildi de
sanki tüm geçmiş yılların ağrısı
üstüme çullandı.
yürüdüm.
damlalara yaşlar karıştı.
hepsi yüzümden
ağrısı içimden akarken
giydiğim elbiseyi atarcasına
açtım saçlarımı
nefes aldım.
sana susadım.
geri gelemezsin.
ben de dönemezdim ki
artık
bana."

Monday, August 11, 2003

acı yemek.üstüne asitli gazlı bişeyler içmek(misal:coke)..
gırtlağımda bıraktığı o yanıklık muhteşem bişey oldumOlasıOlacak.
işte ben..

smee,
ÄññäLëË
:o)

Wednesday, August 06, 2003

.aCrossDisposition.
sivri ve asabi etti bu kısa kızıl saçlar beni.
öyle hissediyorum.öyle yürüyorum.
derler ki kadınlar hayatlarında önemli değişiklikler olduğu zaman/önemli kararlar aldıklarında değiştirirler saçlarını(deler ki kadınlar dediKodu yapar)..hani bu bence mümkün mertebe erkek cinsi için de geçerli..
[you wanna live like common people]
neyse düşündüğümde acaba noldu büyük değişiklik/karar ne_dir diye..
kendime dair tek yeni olan noktalar koyuşum hepsine herkese ve hemen herşeye.
.artık üçNokta_sız yaşamak.
("herşeyin bi sonu vardır..")
diğer yandan..
insanlar ayrılıyorlar.düşünüyorum:salak mı insanlar(?)...
bana düşmez tabii.bana ne(?).
hülüHamikÖpücükBöğürtlen.eylemÖzben.
zorluyo bu şeyler beni.
steybıl konumdan çıktı herşey yakında dünya çivisinden de çıkacak zaten.
masaya açtığım bavulumdan iki metrelik abajurumu çıkarmam mı gerek..
mezurada ölçsek ne çıkacağı belli..
aCrossDisposition.

Friday, August 01, 2003

tam karnımdan..yok öyle bağırsak yollarını dolaşmak falan..
düz bi çizgi çekerek(ten) yukarı doğru hııızla yükseliyor.gırtlağımda bekliyor üç beş saniye..hani jetonu atarsın..makine anlar da trink'i çıkar..
gloyk diye gırtlağımdan dilimin altına..çıkarıp elime alıyorum parlayan bi inci.kansız parlak beyaz bi inci yuvarlak.tek.

düşüyor içimden sırasıyla akan aşağıya benim yitirdiğim inci yolundan düşen bişeyler..
yutuyorum inciyi gerisin geriye..
kaybı önlemek adına

akan düşen yiten'lerden farksız, düşüyo dümdüz aşağıya..
yeri belli.
tam ortada
durduğunda
durağında
yeri bellice biçimde
..kloyg...
göbek deliğimden çıkıyo işte
şu taş parçalarından..
saydamlığı ışıksız ve parlatılmadan anlaşılmayan.
neden bu kadar yalnızız acaba(?)..
geri dönüşü olmayan oluyo attığın her adım derken etrafında her seferinde tozundan öksürdüğün o eski sayfalar kıpırdanırken ne yapmak düşer sana?
ben bulamadım hiç bunun cevabını.nefesini tutarsın tutmasına..dakkalarca(?)
soluksuz kalmak.
nefse hakimiyet.
ayaklarını yerden kesmek.
bi de take my breath away.ama sanırım yukardakilerinin belli yüzde dilimleriyle karışımına tekabül ediyodur..